17 06 2010

Hayatımızı Sorgulayarak Yeniden Anlamlandırmak

  Zinde Sosyal Gelişim Derneği’nin çalışmaları arasında önemli yer tutan Kritik ve Analitik Düşünmenin temel amaçlarından biri “insanların hayatlarını sorgulayarak yeniden anlamlandırmaya başlamaları”. Zinde Sosyal Gelişim Derneği kritik ve analitik düşünme yeteneğine verdiği önemi tüzüğündeki amaçlar bölümünde şu şekilde ifade ederek vurguluyor: "İnsanların; milli, manevi, ahlaki ve evrensel değerlere bağlı; bilgi ve beceri yönünden günümüz ve gelecek dönemin gereklerine göre donanımlı; hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını benimsemiş; çevreye duyarlı; bedenen ve ruhen sağlıklı ve zinde; üstün vasıflı, eğitimli, kültürlü, görgülü; sevgiye dayalı hizmet üreten; ülkesini, milletini ve tüm insanlığı seven; olayları gerçek boyutları ile kavrayıp olumlu yöne yönlendirebilecek analitik ve kritik düşünme yeteneğini edinmiş kişiler olarak yetişmesine katkıda bulunarak, böyle fertlerin oluşturduğu mutlu ve huzurlu bir toplum oluşmasını sağlamak." ([1]) Prof. Dr. Mahmut Es’ad Coşan, makalelerinde “Sağlıklı Düşünme ve İlim Zihniyeti” ([2]) ve “Hür Düşünme” ([3]) gibi ifadelerle tanımlayarak sık sık yer verdiği kritik ve analitik düşünmenin topluma kazandırılması gerektiğini: “çocuklarımıza, yetişkinlerimize bunların önemini anlatmalı; merak, tedkik, tahkik, inceleme, araştırma, karşılaştırma, dinleme, anlama, düşünme zevki ve şevki aşılamalıyız.” ifadesiyle belirtmiştir. Prof. Dr. Mahmut Es'ad Coşan’a göre; “Hatâlı ve yanlışta, zararlı ve kötüde ısrar, inat ve taassubun çok fena olduğunu mutlaka öğretmeliyiz…”, “B... Devamı

17 06 2010

Kritik Ve Analitik Düşünmek

Sadece gerçeğe bağlı, hiçbir yönlendirmenin yönlendiremediği; tahminlerin, duyguların, ön yargıların belirlemediği; kişiye, gruba, ülkeye ve tüm insanlara rağmen, sadece ve sadece doğru olanı yapmak, yaptırmak ve kendimizle yüzleşmek için   işe düşüncelerimizden başlamalıyız. ... Devamı

17 06 2010

Kur’an’ı Bir Bütün Olarak Yeniden Anlamaya Dair

lamak Kur’an’ı Bir Bütün Olarak Yeniden Anlamaya Dair Mahmud Salih   Daha önceki bir yazımızda Hayat Klavuzu’muz Kur’an’ı Kerim ile ilk defa tanışan birisinin ihtiyaç duyacağı zahiri bilgileri en kısa şekilde aktarmaya çalışmıştık. Bu yazımıda ise, Kur’an ile tanışmış ve onu Rabbinin insanlığa son sözü olarak algılamış, hayatını bu algılama çerçevesinde yeniden şekillendirmek isteyen; aklı, kalbi ve zevki selim olma yoluna girmiş Kur’an okuyucusu için alışılmışın dışından yeni bir bakış açısı sunmak istiyoruz. Yeni bir bakış açısı diyoruz, çünkü yazının sonuna geldiğiniz zaman, “Biz bugüne kadar hiç böyle düşünerek okumamıştık” diyeceğinizi daha şimdiden duyar gibiyim.   114 sure ve 6236 ayet kümesinden oluşan Klavuzumuz 23 sene gibi uzun bir zaman dilimi içerisinde değişik zamanlarda gerek bir sebebe bağlı olarak gerekse hiç bir sebebe bağlı olmaksızın Yaratıcımız Allah tarafından onun ilk ve tam uygulayıcısına değişik şekillerde vahyedilmiş, indirilmiş, sure ve ayetler Mekkî veya Medenî olarak adlandırılmıştır.   İlk başta sadece Arapları muhatab alan Kur’an’ın evrensel mesajları, zaman içerisinde Arapça bilmeyen milletlere de ulaşınca, Arapça bilmeyenlerin Kur’an’ı yanlış okumalarını önlemek için noktasız ve harekesiz olan kelimelere noktalar ve harekeler kondu. Aynı zamanda yine Arapça bilmeyenlerin ayetleri okurlarken mana bütünlüğünün korunması veya yanlış manalara sebep olacak durmaları ortadan kaldırmak için ayetlerin uygun yerlerine ve sonlarına değişik anlamlara gelen durak işaretleri konulması uygun bulundu.   İşte bu  işaretlerden birisi de AYN i... Devamı

16 06 2010

Bir Ahlaksızdan Ahlakçılara Açık Mektup (Bülent Akyürek)

HAYIR, LÛT KAVMİ İBNELİKTEN BATMADI… LÛT KAVMİ, İBNEYE İBNE DİYEN BİRİLERİ ÇIKMADIĞI İÇİN BATTI…   Küfür; canını dünyanın yaktığı duyarlı ama hasta adamların inlemesidir. Küfretmesini bilmeyen insanda tevazu yoktur. Susarak, şartların olgunlaşmasını bekleyerek, küfretmeden sırasını bekleyen insan kindardır, hesapçıdır. Haram adımlar atacağımız kunduralarımıza nasıl da ahlâk bağcıkları düğümlüyoruz. Küfretmesini bilen affetmesini de bilir çünkü küfür kavga öncesi rahmet dolu bir kulak çekmedir. Ahlâk; erdem olmaktan çıkıp bilim dalı oldu. Zira erdem; ahlâkın sürekliliğidir! Felsefe “Ahlâk Sorunu ve Ahlâkın Temelleri” ni araştırmaktan, bu araştırmaya para dökmekten iflasın eşiğine geldi. Ahlâkın temeli olan dini inkâr edip ahlâkçılığı öngören insanlardır ağzımın ayarını bozan… Küfür, acilen verilen kutsal bir ifade özgürlüğüdür. Cebinde avukat tutacak parası olmayan asil, kibar beyefendilerin şiiridir. Kulak, yeni bir şey duyduğunda irkilir. Yabancı kelimeler korkutur… Aynı dili konuşamadığınız insanlarla oturduğunuzda gerilim vardır. İşte, bütün mesele karşımızdaki insana daha evvel duymadığı kelimelerle küfretmesini becerebilmektir. Ahlâksızlığın artık kulaklara yabancı gelmediği bir çağda “Ahlâkçılık Psikozu” gelişiyor. Ahlâk: Allah’a, peygamberlere, kitaba, meleklere, ahrete.. inanmaktır. Kitaba ve sünnete uygun yaşayan insandır ahlâklı olan… O, kendisini yaratana karşı inanmayıp, zikretmeyerek hainlik, terbiyesizlik yapmıştır. Allah’a ve ahiret gününe inanmayan birinin ahlâk çeki karşılıksızdır. Bizim gözümüzde gar... Devamı

13 06 2010

Halktan Kurtuluş Partisi

“Ölenlerin şehit, kalanların aktivist olmadığı sessiz gemiler yürüteceğiz bu sefer ama kararlı ve karada… Proje bu: Vatana, millete hayırlı olsun…”     Bütün siyasi partiler halkı kurtarmaya yönelik programlarla kurulmuş ama neticede halktan kazık yemişlerdir. Nedendir bilinmez, porno kaseti bile çıksa oylarını kaybetmeyen mübarek bir lidere kavuşamadık henüz! Daha düne kadar “Şöyle Atatürk gibi bir lider çıkmadı, İsrail dediğin nedir ki, tükürsek boğulurlar…” diye sızlanan halk; Akdeniz’in suları ısınınca “Yav kardeşim, şimdi savaşın sırası mı? Biz kim, onlara kafa tutmak kim, Türkiye Yalnızlaşıyor, Türkiye ateşle oynuyor, bu Tayyip bizi yakacak” demeye başladı.          “Halktan uzak, Hakk’a yakın ol” demiş tasavvuf ehli… Halktaki nefs âlimde olsaydı inanılmaz deneyimler yaşardık!             Halk çıkarcıdır… Bakmayın siz, sabah akşam baştakilere atıp tuttuklarına… Oysa kendilerine bir fırsat verilince küçücük bir masayı bile 65 yaşında emekli oluncaya kadar can siper savunup bütün cinayetleri işlerler.             Eğer, Ergenekonla savaşanlar kafayı çalıştırsalardı Ordu mensuplarına yüklü bir kira yardımı yaparak lojmanlardan çıkarıp halkla kaynaştırırlardı ama kafayı işletemediler. Düşünün hele; apartman toplantısında 10 TL. için çıkan kavgada apartman sakinlerinden Albaylar, Generaller; cinnet geçirip beylik tabancalarıyla halkı bahçede kovalıyorlar:))             Halk; sabah akşam cazip görüns&uum... Devamı

12 06 2010

LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH ama… Niçin Herkes İbne H

LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH ama… NİÇİN HERKES İBNE HAKEM? (Bülent Akyürek)   38. Baskısı Fincan Yayınları’ndan çıkan YILGIN TÜRKLER kitabımda “SENİ SEVERİM SAYARIM AMA…” başlıklı bir yazım vardı. Orada diyordum ki: “Bizim millet cümlenin ortasına veya sonuna ama koyarsa oradan kaçacaksın, çünkü biraz sonra bu adam ya sana küfredecek ya da kendini aklayacaktır…” Kıymetli ağabeyim Ahmet Turan Alkan’ı zaman zaman ZAMAN’da okur ve bir çok fikrine gıptayla bakarım, lakin geçen gün yazdığı bir makale beni bu yazıya itti. Tabi ki bunu bir terbiyesizlik olsun diye değil AÇILIM maksadıyla yapıyorum. Önce Ahmet Turan Alkan’ın yazısından birkaç paragrafın altını çizelim. “AMASI-MAMASI VAR BU İŞİN” makalesinde diyor ki: Ahmet Turan Alkan “Ama’lı cümle kurmayın diyorlar. Söze ‘ama’yla başlarsanız, sizi dinlemeyiz; iyi niyetinizden şüphe duyarız; cümleye ama’yla başlamak resmen ve alanen İsrail yandaşlığı mânâsına gelir” demeye getiriyorlar. Kendi nâmıma "Haydi oradan" diyorum bu kanaat terörüne.  Evet, bu bir kanaat terörüdür. Mavi Marmara gemisinin yolcularına büyük saygı, hattâ hayranlık duyuyorum, niyetlerini alkışlıyorum; "Sen de gel" deseler, büyük ihtimâl o cesareti gösteremezdim ama seçtikleri hareket tarzını beğenmedim. Amaçla araç arasındaki o vahim uçurumun hamâsetle, dinî coşkuyla, celâdetle doldurulması maksadı zedeler; zedeledi, olmadı; güzel bir hedef, araç seçmekteki itinasızlık yüzünden akîm kaldı. İyi bir maksada, tartışılır araçlarla vâsıl olmanın mânâsı yoktur... Devamı

11 06 2010

Kur'an Öğreniminde Dinamizm

Prof.Dr. M.Es'ad Coşan (rh.a.)'ın İslam Dergisi'nde yayımlanan makalesini istifadelerinize sunuyoruz...                           KUR’ÂN-I KERÎM’İN ÖĞRENİLMESİNDE DİNAMİZM    Kur’ân-ı Kerîm, hiç şüphesiz, hepimizin baş tacıdır; çünkü yüce Rabbimizin bize gönderdiği kitabıdır. Ne büyük şeref, ne tatlı bir iltifat ve mazhariyet! Bizim o padişahlar padişahının bu şahâne fermanını, defalarca öpüp başımıza koymamız, yüzümüze, gözümüze sürmemiz, ona en büyük saygıyı göstermemiz icap eder.                Onda eski ümmetlerin ibretleri, geleceklerin haberi vardır. Onun içinde bize yöneltilmiş emirler, yasaklar bulunuyor. Biz ancak onları en iyi tarzda öğrenip tamı tamına uyguladığımız zaman Hakk’ın rızasına erişebiliriz. Hiçbir kaçamak imkânı yoktur, tembelliğin hiçbir mazereti olamaz. Ruhumuzun, bedenimizin, maddî ve mânevî rahatsızlıklarımızın devası, çaresi Kur’an’dır. Fert, aile, cemiyet, ümmet ve nihayet bütün insanlık ona uyulduğu zaman huzura ve mutluluğa kavuşabilecektir; çağımızın buhranlarına reçete Kur’an’dır.                   Bu kadar kıymetli, dünya ve âhiretimiz bakımından bu derece ehemmiyetli bir kitabı acaba bu mevki ile mütenasip öğretip öğreniyor muyuz? Maalesef hayır. Kur’an evlerimizde garip garip, boynu bükük durur; yeni nesillerin anlayacağı doyurucu tefsirler yoktur, kütüphanemizin r... Devamı

11 06 2010

Kur'an'ı Doğru Anlamanın 25 Yolu

    KUR'ÂN'I DOĞRU ANLAMANIN 25 YOLU   Rıfat ORAL   Kur'ân düşünen bir topluma gönderildi. Onu okuduğunuzda sizinle konuşmaya başlar ve diyaloga girer. Kur'ân okuyucuya sorular sorar. Hayatı ve varlığı tezekkür, tefekkür ve tedebbür edip etmediğini sorgular ve ona dünya hayatında aklını kullanmasını öğütler. Aklını kullanmayan toplumların başına bir çok tehlike gelebileceğini hatırlatır. (Bk. Yunus, 100).   Bazen onu metodik şüphecilik yolu ile düşünmeye sevk eder. Örneğin; Bakara suresinde söze şöyle başlanır: Elif, lâm, mim. Lâ raybe fîh olan bu kitap takva sahiplerine rehberlik eder." (Bakara, 1, 2) Daha işin başında Kur'ân büyük bir iddiada bulunur. Çünkü Lâ raybe fîh olma özelliğini başka bir kitapta bulunmaz. Lâ raybe fîh, Arapça bir deyimdir, ki "doğruluğundan kesinlikle kuşku duyulmayan şey" anlamına gelir. Kur'ân bu iddiayı ispatlamak için birkaç ayet sonra okuyucu ile diyaloga girer: "Eğer kulumuz (Muhammed'e) indirdiğimiz bu kitaptan (ve doğruluğundan) kuşku duyuyorsanız, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin. Allah dışında sizi destekleyenleri de yardıma çağırın, eğer bu (kuşkunuzda) haklı olduğunuzu iddia ediyorsanız." (Bakara, 23)   Bu çağrıdan sonra, sanki olanları görüyormuşçasına şöyle cevap verir: "Eğer yapamadıysanız –ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan (şu cehennem) ateşinden kendinizi koruyun." (Bakara, 24)   Kur'ân'ı doğru anlamak için düşünmek ve yönt... Devamı

11 06 2010

Amerika'ya Özgürlük Gemisi Gönderelim

  Bana bir çok kişiden buna benzer mailler geliyor: “Sen dini bilmiyorsun, yazma…” İçiniz rahat olsun, ben Allah’a yakın olduğum için yazıyor değilim, çok uzakta olduğumu biliyorum, bu yüzden kendi aptal kafamla birkaç santim yanaşmaya çalışıyorum. Müsaade edin yazayım… Merak etmeyin, cennetinizde fazla yer kaplamam ve belki de hiç göremem orayı, cehennem ateşinden kurtulmaya gayret ediyorum, umut ediyorum, hepsi bu… Camide saf tutamıyoruz, ellerimiz, omuzlarımız birbirine değmiyor ki düşüncelerimiz birbirini kucaklasın… Biliyorsunuz 1967-69 yılları arasında ABD 6. FİLOSU, İstanbul ziyaretine geldiği zaman solcu devrimciler tarafından protesto edildi. Amerikan askerlerine boya attılar, üniformalarını yırttılar ve hırpaladılar. Bugün 68 KUŞAĞI diye izlediğimiz, dinlediğimiz bir çok insan GAZZE’ye giden gemiyi niçin desteklemiyorlar sanıyorsunuz? Çünkü bir zamanlar yapılan bu eylem aşıldı. Biz, gelen gemiyi taşlamadık, bir gemiye atlayıp gittik ve şehitler verdik… Gazilerimiz var… Solun yıllardır üstünden nemalandığı şey Müslümanların eline geçti. (Tabi, gemideki ve dışarıdan destekleyen solcu arkadaşlarımı tenzih ediyorum.) Amerikan 6.Filoyu Taşlama olayları Müslümanlar, Gazze’ye giden “MAVİ MARMARA GEMİSİ”  ile bu açığı kapattılar. Hatta Müslümanların bir Mahir Çayan ile Deniz Gezmiş açıkları vardı, onu da hallettiler böylece… Recep Tayyip Erdoğan, bu olayın Mahir Çayan’ı oldu. Deniz Gezmiş7in kim olduğunu da siz bulursunuz artık:) Mavi Marmara Gemisi hem Hz. Ömer’in HZ. Donanması’na hem de 6.FİLO OLAYI göndermesiyle bir solculuk hatırlatması yapıldı size, bu mu zorunuza gidiyor? Başbakanın söylem ve har... Devamı

11 06 2010

Bizi Yok Edecek Şeyler

      Bu dünyada öylesi aç yaşayan insanlar var ki, Tanrı onlara ancak bir somun ekmek suretinde görünebilir.. Düzenli, temiz ve şerefli olabilmek için paraya ihtiyacımız yoktur.. Eğer gerçekten işiten kulaklara sahipsek, Tanrı bize kendi dilimizde seslenir.. Her sabah kalktığım zaman kendi kendime şöyle söz veririm: Dünya üzerinde vicdanımdan başka – kimseden korkmayacağım. Kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği adaletle yıkacağım ve mukavemet etmekte ısrar ederse onu, bütün mevcudiyetimle karşılayacağım.. Basit yaşa ki başkaları da varolabilsin.. Bir insanı, ancak gerçekten uyuyorsa uyandırmak mümkündür. Ama, eğer uyumuyor da uyku taklidi yapıyorsa, dünyanın bütün gayretlerini sarfetseniz, nafiledir.. Bizi yokedecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; vicdanı sollayan eğlence; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insanlar; ahlâktan yoksun bir iş dünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; özveriden yoksun bir din anlayışı.. mahatma gandhi.. ... Devamı