17 01 2011

Şamil Basayev -Savaş Hilesi,Strateji,Kusur,Taktik..

SAVAŞ HİLESİ “Harp, hiledir!” buyuruyor Peygamberimiz aleyhisselâm. Bir Mücâhid, Ömer İbnu’l Hattab radıyallâhu anhu’nun Saad Bin Ebî Vakkas radıyallâhu anhu’ya söylediği “Sana ve Mücâhidlerine daima doğru olmayı emrediyorum çünkü dürüstlük düşmana karşı en iyi silahtır ve en iyi savaş hilesidir” sözünü unutmaz. Bir Mücâhid asla üçkağıtçılık yapmaya çalışmaz fa-kat düşmanı şaşırtıp yanıltabilir. Bununla birlikte, onu zafer tutkusu kaplayabilir, fakat istenilen gayeye ulaş-mak için dolap çevirmeye tenezzül etmez. İşte burada onun stratejist yönü ortaya çıkar. Gücünün tükendiğini hissettiğinde düşmanına acelesi yokmuş gibi düşün-mesini sağlar. Sağ taraftan saldıracağı zaman, birliğini sol tarafa doğru getirir. Çarpışmaya gireceği zaman uyku bastırmış gibi, uyumak üzereymiş gibi yapar. “Bak, nasıl da morali bozuldu” der arkadaşları. Ama Mücâhid onların sözlerine kulak asmaz, çünkü arka-daşları dahi onun savaşta kullandığı savaş hilesi ve kurnazlıkları paylaşmayabilir. Bir Mücâhid ne istediğini bilir.  STRATEJİ Yüce Allah celle celâluhu şöyle buyuruyor: يَرْفَع ِ اللهُ الَّذِينَ آٰمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ “Allah, içinizden iman edenlerin ve bilgi sahibi olanların dere-cesini yükseltir.” (Mücadele, 11) Bazen bir Mücâhid, yoluna çıkan engelleri aşan bir nehir gibidir. Bazen öyle olur ki direnmek kaçınılmaz ölüme yönlendirir ve o zaman Mücâhid kendini o ko-şullara adapte eder. Yakınıp sızlanmadan dağ geçitle-rinden dolanan kayalık patikayı taki... Devamı

30 07 2010

'Sadece oturabilecek bir ordu istiyorum' (röportaj)

  Röportaj: Muhammed Akaydın İçinizdeki Öküze Oha Deyin, Yılgın Türkler ve Öğlen Namazına Nasıl Kalkılır? kitaplarından tanıdığımız ve aynı zamanda On5yirmi5.com sitemizin yazarlarından olan Bülent Akyürek'le geçenlerde bir sohbet imkânımız oldu. Kendisine röportaj yapmak istediğimi ilettiğimde gayet sıcakkanlı bir şekilde karşıladı beni...  Bülent Akyürek her şeyden önce sıcak ve samimi bir adamdır. Ciddi dertleri vardır. Her ne kadar görüşlerinin hepsine katılmasanız da bir sıcaklık bulacağınıza eminim... Bülent Akyürek'in en önemli özelliği kendini beğenmiş biri olmamasıdır. Kimle konuşursa konuşsun klasik yazar edasıyla kibirlenmez... Herkesi gayet ciddiye alır ve ona göre konuşur. Ben Bülent (ağabey) Akyürek'le röportaj yaparken keyif aldım... Şimdi keyif sırası sizde...    Bülent Akyürek Hakkında… Bülent Akyürek; çıplak, yalın insandan yanadır. Aradığı çıplak insan tüm duygularıyla ortada olacak ve rol yapmayacaktır. Dilin, siyasetin, dinin, üretim ve tüketim araçlarının kalıba soktuğu insanoğluna "hiç" olmayı öğütlerken, bu hiçliğin onları var edeceğinin farkındadır. Çıplak insanı idealize ederken Marquis De Sade kadar hırçınlaşır, Dostoyevski kadar çocuklaşır ve Thomas Bernhard ya da Proust gibi izole olur. Kısa, aforizmik, kırık cümleleri keskin ve benzersizdir. Kesin yargılar taşıyan bu cümleler yıllarca çivi gibi okuyanın hafızasına saplanır. Bunu yine “Her cümlemi dünyadaki son cümlemmiş gibi kurarım” derken, en güzel kendisi açıklamıştı. Bir cümlede mizah, öfke ve dramın kesişebilmesi çok nadir yazarda görünen bir özelliktir ama bütün kitapla... Devamı

25 06 2010

O GÜZEL İNSANLAR, O GÜZEL GEMİYE BİNİP GİTTİLER… VEYA BANKTAKİ Ü

Sadece bize has ama Avrupa’da yaşansaydı tezini yazan kişiyi profesör yapacak bir durumdan söz edeceğim bugün: Banktaki Üçüncü Kişi… Yurdumun parklarında bir kız ve bir erkek öpüp koklaşırken yanlarında bir kişi daha oturur, konumu itibariyle dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir makam yoktur. Banktaki üçüncü kişi bakar ama görmez, duyar fakat işitmez, göz göze gelmez, sessiz ıslıklar çalarak elindeki dal parçasını kırıp duygusallaşır, sigara içer, öksürür… Kimdir, niye oradadır, nasıl bir iştir bilinmez… Banktaki Üçüncü Kişinin stratejisine akıllar ermez. O, akşama mahalle kahvesinde arkadaşı kızı nasıl öpüp kokladığını anlatırken “Hadi Len, sen kim o kim…” diyenlere karşı tek şahittir. Lafa girecek “Valla, ben de oradaydım, bu adam az değil, kız hasta olmuş, bu herif az değil…” diyecektir. Çaylar gelir, boşlar gider, cemaat ağzı açık pis sahneleri dinler. Anlatıcı, sık aralıklarla Banktaki Üçüncü Kişi’nin dizlerine şaplak atıp “Değil mi lan, konuşsana…” diye muhabbeti inandırıcı hale getirir. Banktaki Üçüncü Kişi, nefsini yenmiş biri olmalıdır. O, hiçbir zaman “Yeter lan, ben de isterim…” dememelidir. Gün olur da banktakiler evlenirse olanları unutacak, kıza “Yenge” diyecek, saygısında kusur etmeyecektir. Şimdi bana “Bülent Abi; bunu niye yazdın, neyle ilgisi var ki şimdi?” diyeceksiniz… Gördüğünüz gibi pezevenge pezevenk dememek için sanat yaptım, edebiyata düştüm… Birinci öğreti bu olsun… İkincisi: Kim bilir belki de Gemi ve İsraillilerle ilgisi vardır, neden olmasın? Üç&... Devamı

24 06 2010

Farkındalık ve Ataletin Önüne Geçmek

Atalet fırsatların katilidir. Kısa boylu ve zayıf bir genç yanında duran uzun boylu ve iri yapılı arkadaşına dönerek “Ben senin yerinde olsam  dünya ağır siklet boks şampiyonu olurdum” demiş. Bunu duyan diğer arkadaş da dönerek şu cevabı vermiş: “Seni dünya hafif siklet boks şampiyonu olmaktan alıkoyan ne?” Hepimizin  fıkradaki arkadaşlar gibi  kendi şartlarımızda elimizden gelenin en iyisini yapmak yerine  “başkalarının yerinde olsaydık” neler yapacağımıza odaklandığımız zamanlar olmuştur. İçinde bulunduğumuz durumu ve şartları farkedemeyiz. Başarmak istediğiniz bir hedefi düşünelim. Mesela sigarayı bırakmak,günlük düzenli olarak kitap okumak,aylık faaliyetlerimizi raporlamak vs. Hedefimize ulaşabilmek için neler yapmamız gerektiğini biliyoruz. Bu yapmamız gerekenleri niçin yapmamız gerektiğini de biliyoruz. Eğer istersek nereden başlayabileceğimizi ve işleri nasıl yapabileceğimizi de biliyoruz. Yapmamakla neler kaybettiğimizi  yaparsak neler kazanacağımızı da biliyoruz. O işi yapmayı istediğimizi de düşünüyoruz. Ama yine de bu atalet faktöründen dolayı yapamıyoruz. İlk adımımızı atıp eyleme geçemiyoruz ya da başladığımız eylemden vazgeçiyoruz.. Türkiyede en yaygın kişisel atalet örnekleri nelerdir diye yapılan  bir ankette katılımcılara “yapmamanız gerektiği halde yaptığınız ya da yapmanız gerektiği halde yapmadığınız 3 şeyi yazar mısınız?” diye sorulmuş. En çok gelen 10 cevap şunlar çıkmış:   Yabacı dil öğrenmemek, Kitap okumamak, Sigarayı bırakmamak, Düzenli spor yapmamak, Ailesine ve coçuklarına yeterince zaman ayırmamak, Deprem önlemleri almamak, Televizyonu aşırı düzeyde seyretmek, Tasarruf yapmamak veya çok israf yapmak, Fazla kilolardan kurtulmamak, Yaptığı gün... Devamı

24 06 2010

Yahudiler Tekrar Toplama Kampına Alınsın!

    Yahudi, düşmansız yaşayamaz. Düşman, onun varlık sebebidir… Son zamanlarda yazdığım bazı yazılardan sonra hümanist olup olmadığım tartışılıyor. Gelen eleştirilerde mutlaka şöyle bir ortak cümle var: “Üstat, hepsi bir değil, içlerinde iyileri de var…” Evet, doğrudur fakat iyi Yahudi ne demektir onu söyleyeyim: İYİ YAHUDİ HENÜZ ADAM ÖLDÜRMEMİŞ YAHUDİDİR! Yeri gelmişken hümanist olup olmadığımı itiraf edeyim: İnsanlar kıyamet kopacak diye korkuyorlar, ben ise ya kıyamet kopmazsa diye dehşete düşüyorum! Gece gündüz daha fazla günaha batmamak için kıyametin gelmesini isteyen birinin halen içindeki insan sevgisinden şüpheleniyorsanız yazıklar olsun size:) Tarih boyunca ve Hitler’in soykırımdan sonra şu an var olan yedi milyonluk Yahudi nüfusundan bilgeler topluluğu beklerken bir acımasız, bencil, katil ordusuyla karşılaştık… Röntgen, izleme, Mossad, paranoya, işkence, nankörlük, zalimlik, karanlık işler, kapitalizm, silah tüccarlığı hepsi bunlarda… Amerika’daki Yahudiler halen Altın Buzağı’ya tapan bir örgütlenme içinde… Böyle giderse, Allah’ın azat edeceği Memlüklülerle karşılaşmaları çok yakın… Bütün dünya düşman kesildi kendilerine görmüyorlar, çünkü akraba evliliği yapmaktan hepsi geri zekâlı doğuyor! Dün, Çay Ocağı Mevlanası’yla oturup çözüm aradık. Seksen çayın sonunda YAHUDİ ISLAHI’nın nasıl olabileceğini karara bağladık. Mübarek kitabımıza göre, onların kurtulması çok zor. Eğer Yahudi kalarak selamete eren biri olursa yine kurtulamıyor, zira o zindandan doğru yolu bulan evliya olup kanatlanacak, kuş olup uçacak… Yahudileri tekrar kamplara kap... Devamı

23 06 2010

Ahlam Et-Temimi, İsrail Hapishanesini Medreseye Dönüştürdü

Eski esir, şimdilerde özgürlüğüne kavuşmuş olan Gufran Zamil, Kassam esiri mücahit Ahlam et-Temimi'yi anlattı.   Eski esir, şimdilerde özgürlüğüne kavuşmuş olan Gufran Zamil, Kassam esiri mücahit Ahlam et-Temimi’nin maneviyatının çok yüksek olduğunu, vaktini kitap okuyarak, -et-Temimi bölüm içindeki kütüphanenin idaresinden sorumlu- sürekli haber dinleyerek, İbranice, fıkıh ve sünnet gibi dersleri takip ederek geçirdiğini vurguladı. “Hiç boş vakti kalmayacak şekilde ve Allah’ın izniyle faydalı işlerde zaman harcayacak vaktini tanzim ediyor.” Tutukluluğu esnasında Ahlam’a eşlik eden Gufran Zamil, Kassam sitesine yaptığı özel söyleşide şunları söyledi: “Hapishane idaresiyle konuşacak temsilcilerin seçildiği bütün hapishanelerde bilinen bir durumdur. Hapishanelerde yapılan seçimlerde İslami Cihad’dan Kahira es-Sadi ve Lina el-Cerbuni, Hamas’tan ise Ahlam et-Temimi seçildi.” Zamil, hapishane idaresinin hiçbir şekilde Ahlam ile ilişki kurmayı kabul etmediğini, hapishane idaresiyle olacak herhangi bir görüşmede bulunmasının terörist düşünceye sahip olduğu ve Hamas’tan biri olarak hapishanedeki varlığının, sadece ilişkiye geçilmesi halinde bile Hamas’ın tanınması anlamına geleceği bahanesiyle engellendiğini söyledi. Zamil, et-Temimi’nin güvenlik açısından ziyaret edilmesine izin verilmediğine, her sene Batı Şeria’daki kız ve erkek kardeşi tarafından ziyaret edildiğine ve erkek kardeşinin onu ziyaret ettiği bir defasında askerlerin kontrol noktalarından birinde giriş iznini elinden aldıklarına işaret etti. Liberman ve Ahlam’ın Gördüğü Zulüm Zamil, Ahlam’ın babası ve diğer kız kardeşlerinin Ürdün&rsq... Devamı

23 06 2010

Emperyalist Zulmün Müzesi Mavi Marmara Gemisi…

Kusura bakmayın ama gelecek seçimlerde AKP’den bakanlığım garanti olsun diye MAVİ MARMARA GEMİSİ yazılarına devam ediyorum, ben de insanım istikbalimi düşünmek zorundayım değil mi?             İstiklal Marşı, Batı emperyalizmine karşı yazılmıştır, fukaraların, yeniklerin, Allah’a yaslananların marşıdır, onu abdestsiz dinlemek ayıptır… İstiklal Marşı Türklerin değil; evrensel vicdanın, ümmetin marşıdır, olmalıdır. İşte o zaman onu ayakta ve saygıyla dinlerim.             Ne Mecnun ne Romeo sevdiğine böyle bir şiir yazamadı, yazamaz. Vatan aşkından çok ümmet aşkından bahseder. Mehmet Akif, ağanın kızını sevmiştir, zalim ağanın zulmüne başkaldırır gibi bu aşk şiirini yazar.             Biz Müslüman’ız. Sadece vatanımızdan değil yeryüzünden sorumluyuz. Mehmet Akif bir aydındı. Neyzen Tevfik gibi derviş ama sarhoş, serseri bir adamın ömür boyu kahrını çekti. Aydınlarımız, âlimlerimiz kahır çekmiyor. Bir başbakan düşünün ki sonunda cepheye gidip Mehmetçik’le yan yana fotoğraf verdi. Ben utandım… Bu ülkede Nobel ödüllü bir Orhan Pamuk, başbakanın yaptığını yapsaydı hem şık olurdu hem de mesaj yerini bulurdu. Sembolik de olsa İsmet Özel Kandil’de İstiklal Marşı Derneği’ni kuramaz mı? Oraya gitseydi, askere şiir okusaydı nasıl bir ses gelirdi düşünün… Müslüman Müslüman’ın halini kavramıyor ki kahrını çeksin. İşte Akif’i Akif yapan Neyzen’in kahrıdır! Halini anlamadığımız Müslüman’dan şikayet ediyoruz ancak. Doğu Türkistan’a bakmıyoruz ama Gazze’ye niçin gemi gönderdik diye bi... Devamı

22 06 2010

Sizler!.

SIZLER! Hayatta yaşamaktan başka gayesi kalmayanlar. Yaşamı sözcüklere boğanlar SİZLER! Laf anarşistler...i! SİZLER! Yapısalcılar, ruhsalcılar, masalcılar, halciler, falcılar… Parmak izleri sıfır, duruşları italik olanlar muhtelif muhterem darbeler!heveslerde tutkularda pur ihtilaller! SIZLER! Geçinenler, geçinemeyenler, neme gerekçiler, emekçiler…Yolda saati başkasına sorup, sigarasına başkasından ateş alanlar.. SİZLER! Aydınlar, aydıngerler… Kolay gelsinciler, asimetrik esinciler, üfürükçüler.. SİZLER! Free gitaristler, makinistler, yeşil dünya veletleri. Din tüccarları, varoluşçular, kapı komşularım! Sloganın şairleri! Sosyal yanları kapitalleri, kapitalleri yalnız soğan ekmek sosyalizm olanlar.. SİZLER! Kaftan blackçiler, bafracılar, bir afra bir tafracılar… taşralılar vay gülüm doğu diyenler…batıya donenler.. piyanist jantörlerim, marksist jantorlerim.. SİZLER! Televole çocukları, Sibel Can`in müritleri… SİZLER! Liberaller, helaller, haramlar, sadrazamlar, dayılarım, halalarım, amcalarım. teyzelerim..! SİZLER..! Eşcinseller, feministler, androsantrikler, sosyal demokratlar, teokratlar, aristokratlar…Sen sümüklü burjuvazi..! oportünistler, optimistler..bi teselli verciler… Müslimciler, Orhancılar…Popçular, Topçular.. SİZLER..! Öğrenciler… Saygın Öğretim üyeleri..! SİZLER ! Arkadaşlarım, alışmadıklarım, ellerim ayaklarım, gözlerim kulaklarım, kaşlarım, kirpiklerim..! SIZLER! İdealistler,egoistler, utopistler, aksistler, pragmatistler, kritistler, satanistler, sensualistler..! pozitivistler, dogalistler, nihilistler, sosyalistler, optimistler, pesimistler. .! SİZLER! Tutunanlar, tutunamayanlar..evliler, evsizler&h... Devamı

19 06 2010

Çanakkale Başarısı Ve Bir Çuval Gemi…

Çıkan kısmın özeti: Amerika; Irak’ta askerimizin kafasına çuval geçirince, bizimkiler Terör Örgütü İHH’NIN Mavi Marmara Gemisiyle Gazze’ye giderler… Bir savaştan ganimet kazanmadıysan zafer değildir. Çünkü bu, düşman bir daha gelecek demektir. Zaferle başarı arasındaki farklar nedir öyleyse, önce bunu izah ederek başlayalım yazımıza… Ganimet: Para, kadın ve çocuktur… Biliyorsunuz, çocuklar Müslüman yetiştirilsin diye getirilir… Biz zafer kazandıkça; bırakın çocuk getirmeyi, kendi milletimiz namaz kılmaktan, örtünmekten, Allah demekten, Arapça yazmaktan, sarık takmaktan korkmuş… Elde din avuçta iman kalmamış… Yüreğimizdeki iman avuçlarımıza gelmişti oradan da kuş olup uçmuş… Zafer kazanıyoruz ama kendi çocuklarımızı Müslüman yapamıyoruz. Bizim çocuklarımız bize emanet küffara ganimet! Çanakkale Zaferi’ne Çanakkale Başarısı diğerine de Kurtuluş Savaşı Başarısı demeliydik, zira ortada bir zafer yoktu. Madem, Çanakkale bir zaferdi düşman niçin sekiz ay sonra elini kolunu sallayarak İstanbul’a girdi? Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı zafer ise ben neden halen durmaksızın her gün ölüyorum? Ortada zafer yok… İsrail, Mavi Marmara Gemisi’yle yıllardır abluka altında olan Gazze’ye yiyecek, giyecek, gıda, inşaat ve özgürlük umudu götürdüğü için Akdeniz’de daha yetmiş üç mildeyken uluslararası sularda baskına uğrayıp dokuz şehit ve onlarca gazi bıraktı. Halen yolcuların bilgisayar, cep telefonu, kimlik, özel eşya, paraları, Mavi Marmara Gemisi onlarda. Bizimkiler, dünyanın vicdanına çomak sokup döndüler… O g&... Devamı