28 02 2010

"Acısını hissetmek" gerçekmiş

"Acını hissediyorum" diyen birçok kişinin fiziksel olarak gerçekten de hissettikleri ortaya çıktı. İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırmada, başkalarının acısını hissettiklerini söyleyenlerin, beyinlerindeki ilgili bölgelerde hareketliliğin arttığı gözlendi. Araştırma kapsamında 108 üniversite öğrencisi, yaralı atletler ve iğne yapılan hastalar gibi acı veren durumların görüntülerine maruz bırakıldı. Öğrencilerden üçte ikisi, en az bir görüntü karşısında sadece duygusal bir tepki göstermekle kalmayıp acıyı hissettiklerini söyledi. Bilim adamları, acı veren görüntüler karşısında acı hissettiklerini söyleyen ve söylemeyen her iki gruptan öğrencilerin beyinlerinde duygu merkezlerinde hareketlilik görürken, acıyı hissettiklerini söyleyenlerin beyinlerinin acıyla bağlantılı bölgelerinde daha fazla hareketlilik gözlendiğine işaret etti. Birmingham Üniversitesi öğretim görevlisi Stuart Derbyshire, elde edilen bulgunun, yaralanan veya acı çektiklerini söyleyen kişileri gözlemlerken gerçek bir fiziksel tepki gösterildiğini doğruladığını söyledi. Derbyshire, acıyı hissettiklerini söyleyen kişilerin, korku filmleri ve televizyonda rahatsız edici görüntüleri izlemekten kaçınma eğiliminde olduklarını da kaydetti. Araştırmanın sonuçları Pain dergisinin aralık sayısında yayımlandı. ... Devamı

30 10 2009

Phil Testi ve Dr. Phil

Ortalıkta Dr. Phil Testi adında bir test dolaşıyor. Ekibimiz önce bu testi itinayla çözdü. Ardından hızını alamayarak testin güvenilirliğini sorguladı, deyim yerindeyse testin “geçmişine” indi. Peki neler bulduk dersiniz? Hepimiz, arkadaş çevremiz tarafından yoğun bir “il(l)eti bombardımanı”na tabi tutuluyoruz. Dünyanın bir köşesinde, birilerinin uydurduğu bir yazıyı/dökümanı, birileri Türkçeye çeviriyor ve nasıl oluyorsa bu yazı/döküman elimize ulaşmayı başarıyor. Genellikle bu önemli başarıyı (!) kâle almıyor, gelen mailleri çöp kutusuna yollayıveriyoruz. Hatta bazen mail’in başlığından, içeriğinin gereksiz “ilet”imler içerdiğinin anlıyor, içeriğine bakmadan siliveriyoruz. Geçenlerde, Dr. Phil diye birinin testinden bahseden bir mail ulaştı elimize. Bir Powerpoint dosyası içeriyordu, sanırım dünyayı dolaşmayı başaran içeriğinin kuvvetine kanmayanların, biraz görselliğe kendilerini kaptırmaları istenmişti. Konunun Hikayesi Biz de kendimizi bu akıma kaptırdık ve Powerpoint dosyasını açtık. Dosyada yazılanlara göre, üşenmez de parmağımızı bir kaç kere klavyeye dokundurabilirsek, bir teste girecektik. Test 10 sorudan oluşuyordu ve 2 dakikadan fazla vaktimizi de almayacaktı. Teste adını verme başarısını gösteren Dr. Phil, bu testten 55 puan almıştı. Dosyada yer alan “Bu testi Oprah (Winfrey) üzerinde denediğinde Oprah’ın puanı 38 oldu.”kankaydı ve kendisine “Oprah” şeklinde sesleniyordu. El alışkanlığıyla Oprah yazmış, sonra da parantez içinde soyadını vererek, bizim gibi isminden tanıyamayabilecek kişiler için bir ipucu sunmuştu. cümlesine bakılacak olursa, bu slaytları ilk hazırlayan kişi Oprah Winfrey ile Gerçekten gizemli bir yola girdiğimi hissediyordum. Bir sonraki satır... Devamı

23 10 2009

Bilimin Açıklayamadıkları

Atomu bölen, insanın Ay’a kadar gitmesini sağlayan ve hatta DNA’sını çözen bilim, insanoğlunun bazı gizemli davranışlarını açıklamak konusunda yetersiz kalıyor. Bilim adamları atomu böldü, DNA’yı keşfetti, Ay’a gitti fakat insanın 10 gizemli davranışını tam olarak çözemedi. New Scientist adlı bilim dergisinde yer alan bir yazıda, bilim adamlarını şaşkına çeviren insan davranışları sıralandı. Bu davranışların kökenine ve neden yapıldığına dair birçok teori sunulmasına rağmen, tam olarak nedeni keşfedilemedi. 10 başlıkta hazırlanan listede şu davranış biçimleri yer aldı; 1- Kızarmak: Ünlü bilim adamı Charles Darwin insan gelişiminin üzerine birçok araştırma yaptı. Fakat insanoğlunulunun mahremiyet, yalan söylemek ve utanmak gibi olaylarda yüzünün niye kızardığı henüz açıklanamadı. 2- Kahkaha atmak: İnsanlar güldüklerinde ve ruh hallerinin iyi olaması halinde salgıladıkları endorfin (vücüt tarafından salgılanan ağrıya dayanıklığı sağlayan hormon–mutluluk hormonu) gülmenin asıl sebebi olarak görünüyor. Ancak Bilim adamları bu görüşün tam gerçeği yansıtmadığını, insanın espriden çok daha vasat sözler karşısında bile kahkaha attığını ve insanların neden güldüğünün tam olarak anlaşılamadığını belirtti. 3- Öpüşmek: Bilim adamları öpüşmenin genetik bir açıklamasının olmadığı söylüyor. Bu konu hakkında çeşitli teoriler sunuluyor. Öpüşmeyi emzirme ve eski insanların çocuklarını ağızlarıyla besleme alışkanlıklarıyla ilişkilendiriyor. Bunun bilinçaltımıza yerleştiğini ve bu isteğin oradan geldiği iddia ediliyor. 4- Rüya görmek: Sigmund Freud’un teorisine göre insanların gördüğü rüyaların sebebi, bilinçaltında bastırı... Devamı

22 10 2009

NEDEN KAD?

<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"MS Mincho"; panose-1:2 2 6 9 4 2 5 8 3 4; mso-font-alt:"MS 明朝"; mso-font-charset:128; mso-generic-font-family:roman; mso-font-format:other; mso-font-pitch:fixed; mso-font-signature:1 134676480 16 0 131072 0;} @font-face {font-family:"@MS Mincho"; panose-1:0 0 0 0 0 0 0 0 0 0; mso-font-charset:128; mso-generic-font-family:roman; mso-font-format:other; mso-font-pitch:fixed; mso-font-signature:1 134676480 16 0 131072 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"MS Mincho"; mso-fareast-language:JA;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->   “Kendimizi, genç ya da ihtiyar, kadın ya da erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden, her gün, her an eğitip, sürekli geliştirmeliyiz.   Analitik ve kritik düşünmeyi öğreten kitapları alıp anlayarak okuyup, günlük hayatımızda tatbik etmeliyiz. Bugünden itibaren, daima ayarını doğru yola göre kontrol ve teftiş edip düzenleyeceğimiz, kişisel hayat planımızı yapmalıyız. Önce hakkı bilmeliyiz, o zaman kimin hak olduğunu anlarız. O adamın bu adamın peşinde koşmamalıyız. Bir takım şeylere körü körüne bağlanmamalıyız. Hür olmalı, tek başımıza da olsa kendimizi, dünya da kalmış tek kişi olduğunu düşünerek, Haktan ayrılmadan, yapacaklarımızı kendimiz tespit etmeli ve yapmalıyız.   Yetişmiş meslek erbabı insanların, münevverlerin, mütehassısların, eğiticilerin, tüccar ve sanayicilerin neticede aklı eren her iyi n... Devamı

15 10 2009

Kritik Analitik Düşünme Nedir?

   Kritik-analitik düşünme, bir konuyu, sorunu ya da problemi alt başlıklarına ayrıştırıp tümden gelimle ve her bir başlığı ayrı ayrı irdeleyip eleştirerek, ve her biri arasındaki bağlantıları gerçekçi kanıtlarıyla ortaya koyarak, yani tüme varımla düşünmek ve değerlendirmektir. Burada düşünme eyleminin kaliteli olması gereklidir. Yoksa istemsiz, refleksi bir düşünme sözkonusu olur. Bu nedenle bilinçli, yani istemli bir düşünme sistematiği kritik ve analitik olma amacı açısından ilk temel başlangıç noktasıdır. Bunun için:Sahip olunan bilgiyi analiz etmek çok önemlidir.Verilerden bir sentez oluşturmak gerekir.Sonra da bunları değerlendirip bir neticeye ulaşmak önemlidir.   " Sadece gerçeğe bağlı, hiçbir yönlendirmenin yönlendiremediği; tahminlerin, duyguların, ön yargıların belirlemediği; kişiye, gruba, ülkeye ve tüm insanlara rağmen, sadece ve sadece doğru olanı bulma çabası " Devamı