22 04 2010

Leyla'nın Ölümü

Yolunu yitirmiş Mecnun, çöllerde Leyla diye diye dolanıp dururken biri ona, - A deli, Leyla öldü, deyiverdi. - Çok şükür Allah'a, diye şükretti Mecnun. Kara haberi veren adam şaşırdı: - A dini imanı darmadağın olmuş zavallı! Hem onun için yanıyorsun, hem de böyle diyorsun, ayıp sana! Mecnun'un cevabı pek hazindi: - O ay yüzlüden, her an iyiliğini isteyip dururken ben bir şey elde edemedim, kötülüğünü isteyen de bir şey elde edemesin bari. Çünkü bir gün aya sordular "En çok neyi seversin?" diye. "Güneşin tutulup ebediyen perde arkasında kalmasını severim." cevabını verdi ay ve sonra ilave etti: "Değil mi ki onu kendi gözümden bile kıskanıyorum!" Devamı

14 04 2010

Aşk Nedir? Aşık Kimdir? -Kuşçu

<object width="480" height="385"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/kmR6FycGWkc&hl=en_US&fs=1&color1=0x3a3a3a&color2=0x999999"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/kmR6FycGWkc&hl=en_US&fs=1&color1=0x3a3a3a&color2=0x999999" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"></embed></object> Devamı

29 03 2010

...

"hayat hayat dediğin nedir ki gülüm ben senin için ölmeyi göze almşm :)" Devamı

18 10 2009

Dünyanın En İyi Adamı Hz.Muhammed(sav) İçin Oy Ver

Gerçi O'nun oya ihtiyacı yok ama olsun.Bu gerçek farkedilsin.http://www.bestofmen.org/ Devamı

15 10 2009

Mevlana 802. doğum yıldönümünde yeniden hatırlandı/Dünya Mevlana

Ölümü vuslat, bir düğün gecesi olarak gören Mevlana'nın ölümünün üzerinden yaklaşık sekiz asır geçti. O sevgilisine kavuşurken, geride tüm dünyanın ilgi ve hayranlıkla okuduğu birbirinden kıymetli eserler bıraktı…Mevlana Celaleddin-i Rumi... Bir büyük Allah dostu, tasavvuf mesleğinin kâmil mürşidi, Mevlevilik yolunun pîri. Fani alemden geçeli sekiz asır olmasına rağmen hala insanlara yol göstermeye devam ediyor. Batı'da pek çok kişi onun vasıtasıyla İslâm'la tanışıyor. Eserleri, her dönem, dünyada çok satan kitaplar listesinin üst sıralarında yer alıyor. Türbesi ziyaretçi akınına uğruyor. Mesnevi'nin girişinde 'Herkesin zannında dost oldum' dediği gibi, herkes bir şekilde kendini ona yakın görüyor. O ise kendini "Ben canım bedende oldukça Kur'an'ın bendesiyim. Muhammed Muhtar'ın ayağının tozuyum." diye anlatıyor. 802. doğum yılını kutladığımız şu günlerde “Mevlana’yı ne kadar anlıyoruz?” sorusu geliyor akıllara... İşte Allah yolunda geçen bir ömrün hikayesi… Asıl ismi Muhammed Bugün Afganistan sınırları içinde yer alan Belh şehrinde 30 Eylül 1207'de dünyaya gelen Mevlana'ya, Muhammed ismi konuldu. Dedesi'nin lakabı da Celaleddin olduğu için Muhammed Celaleddin denilmeye başlandı. Dönemin en büyük alimlerinden olan Bahaeddin (Sultan) Veled'in oğlu olan Mevlana ve ailesi, Belh şehrinde siyasi istikrarın ortadan kalkması ve Moğol istilası tehlikesi üzerine göç ederek, dönemin ilim ve sanat merkezi konumunda olan Bağdat'a geldi. Oradan Kutsal Topraklar'a geçip hac görevini yerine getiren aile, daha sonra Şam, Malatya ve Erzincan üzerinden eski adı Larende olan Karaman'a ulaştı. Baba Bahaeddin Veled, 1225 yılında, 17 yaşında olan oğlu Muhammed... Devamı

15 10 2009

Mahmud Esad Coşan Ve Hayatı

HAYATI Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi 14.4.1938 tarihinde, Çanakkale’ye bağlı Ayvacık ilçesinin Ahmetçe köyünde dünyaya geldi. Babası Halil Necati Efendi, annesi Şadiye Hanım’dır. Babası ile annesi üçüncü kuşakta aynı kökte birleşmektedir. Hz. Hüseyin Efendimiz’in soyundan olan dedeleri Buhara’dan gelip Çanakkale’ye yerleşmişlerdir. Büyük dedesi Molla Abdullah Efendi, İstanbul’da ilim tahsilinde bulunmuş ve dönemin ünlü meşâyihinden Gümüşhâneli Ahmed Ziyâüddin Efendi’nin yakın bağlıları arasına girmiştir. Dedesi Molla Mehmed Efendi ise Fatih medreselerinde okuyup icazet aldıktan sonra, Birinci Cihan Harbi’ne iştirak etmiş ve bu savaşta şehit düşmüştür. Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi’nin babası Hâfız Halil Necati Efendi 1942 yılında çocuklarının tahsili için İstanbul’a göç etti. Es’ad Coşan Hocaefendi ilk öğrenimini Eminönü Vezneciler İlkokulu’nda, 1950 yılında tamamladı. Bu arada babası vasıtasıyla dönemin âlim ve âriflerinden Serezli Hasib ve Abdülaziz Bekkine Efendilerle tanıştı. Sohbet meclislerine devam etti. Vefa Lisesi orta kısmından 1953, aynı okulun lise kısmı Fen Kolu’ndan ise 1956 yılında mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi bölümünü 1960 yılında bitirdi. Arap Dili ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı, Ortaçağ Tarihi ve Türk-İslâm Sanatı sertifikaları aldı. Fakülte son sınıfta iken Mehmed Zâhid (Kotku) Efendi’nin küçük kızı Muhterem Hanımefendi ile evlendi. Fakülte’den mezuniyetini müteakip girdiği imtihanı başarı ile vererek Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Klasik-Dînî Türk&c... Devamı